• ebru

Barselona’nın Ruhunu Güzelleştiren Adam: Antoni Gaudi

Barselona’yı bir masal âlemine çeviren Gaudi, eserleriyle emsallerinden tamamen ayrılıyor. Döneminde hocaları tarafından bile deli olduğu düşünülen Gaudi, her tasarımcının ve sanatçının aslında biraz farklı – ya da onların deyişiyle ‘deli’- olması gerektiğini kanıtlar gibi öyle güzel eserler çıkarmış ki bu yapıları normal bir düşünce ve hayal gücüyle yaratmanın imkânı yok gibi…


Antoni Gaudí ya da tam adıyla Antoni Plàcid Guillem Gaudí i Cornet…



Eğer Barselona’ya gitmiş ve Gaudi eserlerinin en az bir tanesini bile görmüşseniz Antoni Gaudi ile gerçekten tanışmışsınızdır demektir. Barselona’nın en ünlü eserlerinin yaratıcısı olan mimar, ülkede Art Nouveau akımını başlatan isim olarak da adını tarihe yazdırmıştır.


1852 doğumlu olan ünlü mimar, bir bakır ustasının oğludur. Birtakım sağlık sorunları nedeniyle dışarıda diğer çocuklarla oynamak yerine, o daha çok doğayı gözlemleyerek çocukluğunu geçirmiştir. Bu gözlemci ruh ileriki yaşamında mimarlığı üzerinde etkili olmuştur. 1869 yılında bir bakır ustasının oğlu olarak başladığı eğitiminden 1878’de başarılı bir mimar olarak mezun olmuştur. Mezuniyet töreninde (1878), rektör Profesör Elias Rogent’ın Gaudi için şu sözleri sarf etmiştir: “Bir dehayı mı yoksa budalayı mı mezun ediyoruz, bilmiyorum”.



Takvim 1883’ü gösterdiğindeyse ilk önemli eseri, Barselona’daki Casa Vicens isimli yazlık evi tamamlamıştır. İşte bu adam sonra başarı merdivenini tırmanarak adını tüm dünyaya duyurmuştur ve koca bir şehrin silueti üzerinde 100 yılı aşkın bir süredir egemen olmayı başarmıştır. Artık Gaudi denince Barcelona, Barselona denince de Gaudi'nin akla gelmesi bu sebeptendir.


Gaudi’nin birçok eserinin içinde en etkili olanı ise La Sagrada Familia Bazilikasıdır. Gaudi’nin hayatını adadığı bu eserin yapımı hala devam etmektedir. Gaudi, Francesc de Paula Villar y Lozano tarafından 1882 yılında yapımına başlanan bazilikayı 1883 yılında devraldı. Bazilikaya gittikçe daha fazla zaman harcamaya başlayan Gaudi, 1908 yılına gelindiğinde artık başka hiçbir proje almamaya başladı ve 1926’daki ölümüne kadar sadece La Sagrada Familia ile uğraştı. Gaudi, tüm mimari bilgisini karmaşık semboller sistemi ve inancın gizemlerine ilişkin görsel açıklamalarla birleştirerek bir 20. yüzyıl katedrali yaratmayı arzuluyordu. Sadece tüm enerjisini esere ayırmakla kalmadı, stüdyosunu da inşaata taşıdı. 10 Haziran 1926'da, 74 yaşında bir trafik kazası sonucu projesini tamamlayamadan öldü ve kendi “bitmemiş senfoni”sine, La Sagrada Familia'ya gömüldü.



İster bir mimar olun ister bu işlerden hiç anlamayan birisi, sadece birkaç tane Gaudi eseri görmeniz yeterli bu özel mimarın eserlerini tanıyabilmeniz için. Gaudi eserlerini o kadar farklı ve renkli bir yorumla yapmış ki şehrin çehresini en çok değiştiren yapı onun eserleri olmuş ve Barselona’nın ruhunu güzelleştirmiş.



Kendine özgü mimari bir tasarım vizyonuna sahip bu adam, özgür tasarımlarıyla tüm dünyaya adını duyurmayı başarmış bir mimar… Gaudí’nin eserlerinin sekiz tanesi UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alır. Park Güell, Palau Güell ve Casa Milà 1984’te, La Sagrada Familia’nın “İsa’nın Doğuşu” cephesi ile yeraltı türbesi, Casa Vicens, Casa Battlo ve Colonia Güell Türbesi 2005’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiştir.


Hatta şöyle bir hikâye de anlatılır; Pablo Picasso Gaudi’den pek hazzetmezmiş ve onun geri kafalı olduğunu düşünürmüş. George Orwell ise modern ucubeler yaratmakla suçlarmış Gaudi’yi. Hatta İspanya’da iç savaş yaşanırken elinde fırsat olmasına rağmen kullanıp La Sagrada Familia’yı bombalamadığı için de hayıflanır. İşin ironik yanı ise, George Orwell’in de Gaudi gibi 25 Haziran doğumlu olması. Ancak Google, 25 Haziran’da Gaudi Doodle’ı yaparak Orwell’ın kemiklerini sızlatmıştır.



Gaudi son yıllarında öyle sefalet içinde yaşamış ki 10 Haziran 1926’da bir tramvay kazasında öldüğünde kimse kendisini tanımamış ve bir dilencinin öldüğünü düşünmüşler. Bu kadar görkemli, renkli ve farklı eserler yaratan bu adamın eski kıyafetler içinde gezmesi ve dışardan bakıldığında diğerlerinden hiç farklı olmaması çok garip. Ancak Gaudi tüm zamanını eserlerine ayırdığı için kendisine hiç zaman bulamaması normaldi. Albert Einstein da tamamen birbirinin aynı 20 tane kıyafete sahipti ve bunun nedenini de, kıyafetlerini birbirine uydurmak için kaybedecek zamanının olmadığını söyleyerek açıklamıştı.

Bu yazı da ilginizi çekebilir:

Gaudi’yi bu denli önemli kılan özelliği doğayı sadece şekil olarak alması değil bunu üç boyutta matematiksel olarak kullanabilmesidir. Parabolik taşıyıcı sistemleriyle, yerçekimini ve fizik kurallarını çok iyi biçimde sentezledi. Bunu geleneksel İspanya mimarisi ve Yeni Sanat (Art Nouveau)’tan aldıklarıyla yeni bir üslupta yorumladı. Bu açıdan baktığımızda hem başarılı, öncü bir mimar hem de başarılı bir mühendistir.


“Özgünlük, kaynağa dönüş ile meydana gelir” diyerek doğayı işaret etmiş ve “Doğanın diliyle her şey konuşulabilir.” diyerek tüm hayatı boyunca hayranlığını sürdürdüğü doğanın önemini vurgulamıştır.


Sokak lambalarından, kaldırım taşlarına kadar tasarımda imzası bulunan Gaudi’nin şehri Barselona’ya gitmeyi düşünürseniz Gaudi’nin önemli eserlerini mutlaka ziyaret ediniz: Casa Vicens, Park Güell, Casa Mila, Casa Battlo, Colonia Güell Türbesi, La Sagrada Familia.


İngiliz The Alan Parsons Project grubu, 1987 yılında Gaudi’ye ithaf etikleri progresif rock türünde bir albüm çıkarmışlardır. Hatta albümün çıkış parçasının adı da La Sagrada Familia’dır.

Ebru'yu sosyal medyada takip edin.

https://www.instagram.com/ebrukaynakyilmaz/

https://www.instagram.com/ebrununmasallari/

21 görüntüleme

Çağlayan Mah. Fener Cad.
Safir Sit. B Blok D:1 Antalya

Tel: +90 242 243 77 96
Cep: +90 505 590 03 63

© 2020 Her hakkı saklıdır. Magidos Turizm A grubu bir seyahat acentasıdır. Belge No A-6634