• ebru

Cafeleri, Pasajları, Parklarıyla Paris Gezi Rehberi

En son güncellendiği tarih: 20 Nis 2020

Paris, tarihin görüp görebileceği en havalı şehirlerden birisi… Yıllar geçtikçe popülaritesi azalıyor zannediyorsanız yanılıyorsunuz çünkü bu şehirde bir şeytan tüyü var; bir giden bir daha gitmek istiyor, âşık oluyor, ruhunu buluyor burada…


Belki de siz şu an bu yazıyı okurken, “ben gittim ve hiç de beğenmedim” diyenlerdensiniz… O zaman size diyebileceğim tek şey; "siz henüz gerçek Paris ile tanışmamışsınız"… Paris, sadece Eyfel Kulesi’nden, Champs-Elysees Caddesi’nden, Galeries Lafayette’den ya da Louvre Müzesi’nden ibaret değil. Bunlar, Paris’in binlerce noktasından sadece birkaçı…



Siz zaten Paris’e gidince gezilecek önemli birkaç noktası biliyorsunuz ki bunların isimlerini üstte birkaç cümle içinde geçirdim. Ben onlardan hiç bahsetmeden sizlere, Paris’in gizli kapılarından bahsedeceğim. Bu şehre gittiğinizde mutlaka görmeniz gereken muhteşem yerlerden…


Önce müzeler!

Louvre, Orsay, Pompidou, Rodin, Picasso vs. müzelerini geçiyorum çünkü bunları görmeden sınırın dışına çıkmanız zaten ayıp… Ama onların haricinde, alışılmışın dışında bir müze turu yapmak istiyorsanız beni takip edin…


Cluny Müzesi: Bu müze, Sorbonne Üniversitesi’ne çok yakın bir yerde… Cluny Müzesi, bir Ortaçağ Müzesi… Bu ne demek? Müzede Ortaçağ’dan kalma kalkanlar, kılıçlar, el yazmaları, kilise mobilyaları, goblenler, seramik eserler ve daha birçok koleksiyonu bulabilirsiniz… İlk başta kulağa çok ilginç gelmese de ambiyansı oldukça etkileyici… Dünyadaki en iyi ortaçağ sanatı koleksiyonlarından birini burada göreceksiniz. Müzeden çıktığınızda, daha önce görmediğiniz parçaları ile, buranın etkisinden kurtulmanız biraz zaman alacak…

http://www.musee-moyenage.fr/visiter/informations-pratiques.html

Bu yazı da ilginizi çekebilir:

Şarap Müzesi: Fransa, tarih boyunca şarapları ve şarapçılığı ile nam salmıştır. Herkes bilir ki bu ülkede şarap içmek bir başka güzeldir… Şarap, Paris’te “aşk”tır… Eğer siz de şarap tadımı konusunda kendinize güveniyorsanız bu şehirden şarap tatmadan asla dönmemelisiniz. Tabi şarap tadımı yapmak ve bu müzeyi gezmek için eksper olmanıza gerek yok, şarap sevmeniz yeterli… Bu müzeyi dolaşırken içiniz açılacak çünkü hem şarap bağlarını gezeceksiniz hem de nasıl yapıldığını öğreneceksiniz... Tabi en eğlenceli kısmı, şarapların tadına baktığınız kısmı olacak…

http://www.museeduvinparis.com/index.php/en/



Le Musee des Vampires: Paris’te böyle bir müze olduğunu biliyor muydunuz? O kadar vampir dizileri izlerken buraya uğramadan dönmek olmaz… Bu ilginç müzenin kurucusu Jasques Sirgent… Yıllarca olağanüstü olaylara kafa yoran ve bunlar üzerine yazılar, kitaplar yazan Sirgent, tarihi bir taş binanın içine farklı bir müze kurmuş… Duvarlarda sinema tarihinin ilk vampir filmlerinin afişlerinden tablolara, Ortaçağda “cadılıkla” suçlanan kadınların parmaklarını kırmaya yarayan işkence aletlerinden vampir avcılarının sık sık kullandıkları haçlara, çanlara kadar birçok şeyle karşılaşacaksınız ve biraz da gerileceksiniz… Burası oldukça ürkütücü bir yer ancak bir o kadar da ilginç… Fransa, İngiltere, İsviçre ve Amerika’daki tüm bitpazarlarından vampirlerle ilgili ne varsa toplayan Sirgent, vampir tutkusunu bu binada hayata geçirmiş

http://www.coolstuffinparis.com/musee_des_vampires_paris.php


Şimdi sırada ünlü cafeler var…

Bu kafeler, en az Paris kadar ünlüler… Hepsi başka sebeplerden turist çekiyor ve oturmak için boş yer bulmak mucize oluyor… Ama siz yeterince meraklıysanız ve ısrarcıysanız burada bir şeyler içmemeniz için hiçbir sebep olamaz. Ya da bu kadar gözünüzü korkutmamanız lazım çünkü şanslıysanız çaba sarf etmenize ya da beklemenize bile gerek kalmayabilir…


Cafe de la Paix: 1975 yılında, Paris Hükümeti burayı, tarihi bir miras olarak duyurmuştur… Buraya girdiğiniz andan itibaren kendinizi bir müzenin kapısından içeriye girmiş gibi hissedeceksiniz çünkü tarihin ta kendisi, Cafe de la Paix… Ulaşımın kolay olması sebebiyle de oldukça fazla tercih edilen bu cafenin en büyük önemi ise Maupassant ve Emile Zola’nın zamanında çalışmak için burayı seçmiş olması…

http://www.cafedelapaix.fr/fr/



Le Select: Büyük klasik tarih kafelerinden birisi olan Le Select, muhteşem bir terasa sahip… Müdavimleri arasında Henry Miller, Hemingway ve Picasso bulunan Le Select, değişen trendlere rağmen hasır sandalyeleri ve mozaik tabanıyla tam bir Paris cafesi...

http://www.leselectmontparnasse.fr/


Hotel Amour: Bu küçük oteli, restoran zinciri sahibi Thierry Costes ve sokak sanatçısı Andre Emmanuel birlikte dizayn ettiler... Bu giriş katındaki tüm gün açık olan restoran, yemek saatlerinin dışında oldukça sakin ve hoş olabiliyor. Bu güzel zamanlarda dışarıda oturup kahvenizi ya da Perrier-rondelle’nizi yudumlayabilirsiniz.

https://amour.hotelamourparis.fr/en/


Peki ya pasajlar?

Bu şehrin pasajları çok ünlüdür… Paris pasajlarını bilen bilir; hepsi birbirinden güzeldir… Buralarda gezerken kendinizi kaybedebilirsiniz, gördüğünüz her şey daha ilginç gelir ve tarihin kokusu burnunuzdan hiç gitmez… Alışveriş yapmayı sevenler için Paris’teki pasajlar bulunmaz bir nimettir ve hepsi birbirinden değerlidir… Paris’te bulunan onlarca pasajın içinden seçim yapmak zor ama yine de sizin için, birkaç maddelik, “mutlaka görülmesi gereken pasajlar” listesi hazırlamak eğlenceli olacak…


Galerie Vivienne: Galerie Vivienne, muhtemelen Paris’teki en bilinen pasajdır. Girer girmez çarpıcı mozaik döşemesiyle dikkat çeken pasaj, cam tavanı sayesinde oldukça güzel ışık alır ve Jean-Paul Gaultier mağazası sayesinde de popülaritesini arttırır. Galerie Vivienne’den sadece birkaç adım uzakta olan Galeri Colbert’e gitmeden önce burada bir kahve molası verebilir, Bistro Vivienne’de yorgunluğunuzu atabilirsiniz…

Adres: 5 Rue de la Banque, 75002



Galerie Colbert: Paris’teki kapalı pasajların aksine Galerie Colbert’te herhangi bir mağaza yok ama muhteşem cam kubbesi sayesinde oldukça fazla turist çekmeyi başarıyor… Ayrıca burada, birçok ünlü filme set olan, ünlü Le Grand Colbert restoranında yemek yeme ya da bir şeyler içme fırsatı da oldukça çekici görünüyor… Galerie Vivenne’e çok yakın olması sebebiyle de birkaç pasajı aynı anda gezebilirsiniz.

Adres: 2 Rue Vivienne, 75002


Passage des Panoramas: Bu pasaj sadece Paris’in değil, Avrupa’nın da en eski pasajıdır. Ayrıca lokasyon olarak Galerie Vivienne ve Galerie Colbert’e de oldukça yakındır. En büyüleyici ve en canlı Paris pasajları arasında birinci sırada olan Passage des Pa