• ebru

Rodos’un Havası Bile Bir Başka

En son güncellendiği tarih: Nis 20

Yunan adaları furyası son yılların en hızlı yükselen trendi… Tüm ülkelerden akın akın gelen bir ziyaretçi tablosu var… Rodos da bu adaların en başında yer alıyor... Güzelliği ve tarihi ile büyüleyen Rodos Adası, size, hafızanızdan hiç silinmeyecek anılar armağan edecek...


Rodos, birbiriyle hiç alakası olmayan iki şehrin birbirine geçmiş hali… Deniz, tıpkı bir yay gibi geçiyor Rodos’un kenarından… Ortaçağ’dan kalma malta şövalyelerinin sığınma amaçlı kullandığı kaleler tüm görkemiyle orada dikiliyor sanki…



Ege Denizi’nde bulunan 12 adanın en büyüğü olan Rodos, UNESCO tarafından “Kültürel Miras” olarak koruma altına alınmış olan Rodos, bu övgüye değer. Her sokağında ayrı bir hikâyenin yattığı Rodos’ta fotoğrafçılığın keyfine doyamayacaksınız… Taştan yapılmış otantik pansiyonları ve dekorasyonlarını gördüğünüzde aklınız bu adada kalacak…


Eski şehir, Ortaçağ’dan kalma malta şövalyelerinin sığınma amaçlı kullandığı kaleler, batı ve doğu kültürlerinin müthiş bir karışımını yansıtan mimari yapılar, taş pansiyonlar, kiliseler ve Yunan tavernaları ile çevrili iken yeni şehir, geniş caddeler, modern hotel ve alışveriş mekânları ile eğlencenin hiç bitmediği barlarla nefes alıyor…



Rodos, tarihi oldukça güçlü bir adadır da aynı zamanda. Romalılar, Saint John Şövalyeleri, Osmanlılar ve İtalyanlar bu adada birçok kültürel ve tarihi miraslarını bırakmışlar. Yüksek surlarla çevrili Rodos Kalesi ve Eski Kent (Old Town), Rodos Şövalyeleri tarafından inşa edilmiştir. Rodos, hem iyi korunmuş bir Ortaçağ şehri olması, hem de yıl boyu ortalama 300 gün güneş görmesi nedeniyle dünyanın birçok ülkesinden gelen turistleri kendisine hayran bırakır…


Ada, 1522’de Kanuni Sultan Süleyman tarafından şövalyelerden alınmış. 400 yıl Osmanlı egemenliğinde kalan Rodos’ta, Osmanlı izlerini de çokça görebilirsiniz. 1912’de İtalyan egemenliğine geçen Rodos’ta İtalyan rüzgârını da hissedeceksiniz. 1947 yılında ise Yunanistan’a katılan adada, mozaik yapıyı hissedeceksiniz…



Bu adada gezilebilecek yerlerin çoğu, Ortaçağ'dan izler taşır. Kelebekler Vadisi, bu adada en dikkat çekici yerlerden birisidir. Ayrıca İtalyan etkisini, meydanların çok olmasında görebilirsiniz…


Meydan kültürü gelişmiş olan Rodos’un kalbi ise Hipokrat Meydanı’nda atıyor… Hipokrat Meydanı’nı ortasındaki çeşmeden tanıyabilirsiniz. Bu meydana açılan birbirinden güzel sokaklara girip çıkın ve sokakları keşfedin çünkü hiç ummadığınız bir sokakta, hiç ummadığınız güzellikte bir mekâna rastlayabilirsiniz. Hipokrat Meydanı’na açılan sokakların en ünlüsü Sokrates Caddesi… Rodos’un dar sokakları sizi oldukça etkileyecek, burada gecesi ayrı gündüzü ayrı eğlenecek, bu adayı çok seveceksiniz…



Büyük Üstatlar Sarayı da Rodos’ta gezilmesi gereken yerlerden birisi… Sokrates Caddesi’nin sonunda, Kaleiçi bölgesinin yüksek bir yerinde konumlanmış olan bu sarayın içini görmelisiniz… Hatta sarayın içini gezdikten sonra Şövalyeler Sokağı’ndan inerek o bölgeyi bitirebilirsiniz.


Kaleiçi’nden çıkıp yeni şehir tarafına yürüdüğünüzde Mandraki Limanı’nı göreceksiniz. Sütün üzerindeki geyiklerden de tanıyabilirsiniz burayı… Buradan manzarayı izlemeden, denizin derinliklerine ruhunuzu bırakmadan geçip gitmek olmaz. Manzaranın tadını mutlaka çıkarmalısınız… Eskiden, tam olarak bu sütunların olduğu yere, ayaklarını basmış dev bir heykelin olduğuna inanılıyor. Kolossos adlı Rodos Heykeli Yunan Güneş Tanrısı Helios’u temsil ediyor. M.Ö 304 yılında yapılmış bu heykelin M.Ö 225’te bir deprem sonucu yıkıldığı söyleniyor.



Rodos’a kadar gidip de denize girmeden gelmek olmaz. Rodos’un Elli Beach’i kalabalık ve çakıllı olmasına rağmen çok temiz bir sahil… Uzun olan sahil, rengârenk şemsiyelerle çok güzel bir görüntü sergiliyor.


Rodos’un batısına doğru giderek şarap tadımı da yapabilirsiniz. Buradaki şarap fabrikasına onlarca çeşit şarap, meraklılarını bekliyor olacak…


Rodos’un en güzel bölgelerinden birisi de Lindos… Burası, adanın en ilgi çekici yerlerinden birisi… Osmanlı etkisi Lindos’ta da hissediliyor. Daracık sokaklarında yürürken, denizcilere ait 17. yy’dan kalma bembeyaz evlerinin arasında güzel zaman geçireceksiniz. Burada hala, bazı denizcilerin evlerini korunuyor ve dilerseniz bu evleri ziyaret edebilirsiniz. Evlerinin küçük olmasının yanı sıra diğer bir özelliği pencerelerinin yüksekte bulunması. Bunun sebebi; sıcak günlerde hem ısınan havanın odayı daha kolay terk etmesini sağlamak hem de kadınların eşlerinin gemilerinin gelip gelmediğini kontrol edebilmeleriymiş.


Lindos’ta, Bizans mimarisinin çekici örneklerinden “Güzel Kale”yi gezebilirsiniz. M.Ö. 2.yy’da yapılmış olan bu kale, Tanrıça Atina adına yapıldığı için bu isimle anılıyor. 116 metre yüksekliğe konumlanmış olan bu kaleden manzarayı doyasıya izleyebilirsiniz… Kaleye çıkarken eşek kullanabilir, yepyeni bir deneyime imza atabilirsiniz.


Hem Rodos’un eski şehir kısmında hem de Lindos’da dikkatinizi çekecek bir diğer şey de zemin olacaktır. Siyah ve beyaz çakıl taşlarından oluşan bu zemine “Hohlakia” adı veriliyor ve yapımı çok uzun zaman alıyormuş. 1911’de başlayan bu gelenek, benzer şekil ve boyutlardaki taşların toplanıp modeline karar verildikten sonra, önce siyah taşların çimentoyla yapıştırılıp ondan sonra da beyaz taşların etrafının tamamlamasıyla oluşturuluyor. Bu şekilde elde edilen 1 m2’lik Hohlakia’nın günümüzdeki bedeli oldukça fazla ve oldukça dayanıklı…


Tüm bu gezilerinizi tamamladıktan sonra yemek için duraklamadan olmaz. Tüm Yunan adalarında olduğu gibi Rodos’ta da deniz ürünlerini denemenizi tavsiye ediyoruz. Mangal ateşinde pişirilen balık, ızgara ahtapot, kalamar, karides, Grek salatası, ouzo sizin için güzel bir menü olabilir.

26 görüntüleme

Çağlayan Mah. Fener Cad.
Safir Sit. B Blok D:1 Antalya

Tel: +90 242 243 77 96
Cep: +90 505 590 03 63

© 2020 Her hakkı saklıdır. Magidos Turizm A grubu bir seyahat acentasıdır. Belge No A-6634